SAKARYA SAVAŞININ SON GÜNLERİ-7 (10.09.1921)

Bu habere 103 kez bakıldı. Haberin eklenme tarihi: 10/11/2017
Hazırlayan SAMİ ÜMÜT Haymana Kaymakamlığı Emekli Yazı İşleri Müdürü
Türk karşı taarruzunun başlaması; Duatepe’nin geri alınması.
Özakman Turgut. 1881 - 1938 Atatürk, Kurtuluş Savası ve Cumhuriyet Kronolojisi: Açıklamalar, Kaynaklar, Temel Belgeler ve Devrim Yasaları; Genel Kronolojiye ek olarak özel devrim tarihi ile özet Atatürk Kronolojisi (Bilgi Yayınları / Bilgi Dizisi: 126) Ankara : Bilgi Yayinevi,1999, 437 [3]s.
Ve on dokuz günden sonra bugün ilk top sesleri, Batı'dan değil Doğu'dan duyulmaya başladı. Ve bugün ilk defa süngüler, Batı'dan Doğu'ya doğru değil Doğu'dan Batı'ya doğru yürümeye başladı. Ve bugün bir başkalık, bir değişiklik olduğu sanki elle tutulurcasına belirgindi. Sanki güneş bile bir başka doğuyor, sanki rüzgâr bile bir değişik esiyordu. Karşıki vadilerde sabahın sisleri dağılırken, saat 07.00'ye doğru Türk Topçusu, tanzim atışlarıyla, yeni günün sessizliğini yırtmaya başlamıştı. Gece, sabahtan önce bütün hazırlıklar bitirilmiş, Mürettep Kolordu Komutanı Albay Kâzım (Özalp)’ın emrine giren Albay Şükrü Naili (Gökberk) komutasındaki 15’nci Tümen ile, Yarbay Ömer Halis (Bıyıktay) komutasındaki 23’ncü Tümen taarruz mevzilerine sokulmuş takviye topçuları da mevzilenmeyi ve atış hazırlıklarını bitirmiş, cephane ikmallerini yapmışlardı. Saat 08.00'de topçu hazırlık ateşleri, demiryolu kuzeyindeki Duatepe üzerinde yoğunlaşmış, piyadeler taarruz mevzilerinden çıkarak batıdaki tepelere doğru ilerlemeye başlamıştı. Saat 07.00'den beri Zafer Tepeye gelmiş olan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi ve İsmet Paşalarla beraber Duatepe taarruzunu yakından takip ediyordu. 15’nci ve 23’ncü Tümenlerden başka, Yarbay Abdurrahman Nafiz (Gürman)’ın 1’nci Tümeni, Albay Hüseyin Nurettin'in 17’nci Tümeninin katıldıkları savaş, öğleye doğru bütün Mürettep Kolordu cephesinde on beş kilometrelik bir alana yayılmıştı. Bu ağır baskıya dayanamayan Duatepe'deki 7’nci Yunan Tümeni birliklerinin bir kısmı çekilmeye başlamış ve tepe nihayet saat 14.00'e doğru kanlı bir süngü hücumu sonunda Türk birliklerinin eline geçmişti. Batıya doğru dağınık bir şekilde çekilen Yunanlılar, geride bir hayli ölü ve yaralıdan başka iki top ve bir sürü silah ve malzeme bırakmıştı. Duatepe gibi Sakarya geçitlerine ve Beylikköprü gibi önemli bir köprüye hakim olan bir kilit arazinin ele geçirilmesi, Türk askerinin moralini yükseltmiş ve Türk Komutanlığına durum üstünlüğü sağlamıştı. Cephe Komutanı İsmet Paşa, cephe ihtiyatındaki 57’nci Tümeni de, öğleden sonra Mürettep Kolordu emrine vermiş ve Albay Kâzım'dan, Polatlı Güneyi’ndeki Karadağ'ın ele geçirilmesini istemişti.. Yarbay Mümtaz komutasındaki 57’nci Tümenin, 17’nci Tümenle birlikte yaptıkları taarruz; düşmanın şiddetli topçu ateşi ve Karadağ kayalıklarına yapışan Yunanlıların inatçı mukavemeti karşısında fazla ilerleme imkânı bulamamış ve akşam karanlığı bastığı halde Karadağ, 7’nci Yunan Tümeninin elinden bir türlü alınamamıştı. Mürettep Kolordu Güneyi’ndeki 4’ncü Grup da, bugün 5’nci Kafkas ve 61’nci Tümenleriyle karşısındaki düşmana taarruz etmişti.
Grup Komutanı Albay Kemalettin Sami (Gökçe)’nin vazifesi gösteri taarruzlarıyla düşmanı mevzilerinde tutmak, 7’nci Yunan Tümenine yardım etmelerini önlemekti. İlkin Grubun taarruzları gelişir gibi olduysa da sonradan 9’ncü Yunan Tümeninin karşı saldırısı önünde durakladı. 5’nci Kafkas Tümen Komutanı Yarbay Cemil Cahit, süngü hücumlarıyla düşmanı ancak durdurabildi. Fakat akşama kadar karşılıklı taarruzlarla devam eden savaşlar sonunda 5’nci Kafkas Tümeni, iki kilometre kadar gerilemek zorunda kaldı.
Akşam silahlar sustuğunda, Türkler ve Yunanlılar yeni mevzilerinde yeniden tertiplenmeye başladılar. Albay Halit (Karsıalan) da bugün 12’nci grubu ile, karşısındaki düşmanın çekilmesine veya başka cepheye kuvvet kaydırmasına engel olmak maksadiyle Çaldağı'na doğru gösteri taarruzuna girişti. Çaldağı'nı savunan 2’nci Yunan Tümeni, Türk taarruzlarını topçu ve piyade ateşleriyle bir hayli hırpalayarak mevzilerinin uzağında durdurmayı başardı. Bundan sonra giriştiği karşı taarruz ise bir gelişme gösteremedi. Akşama doğru iki taraf da eski mevzilerine çekildiler. 3’ncü, 2’nci ve 1’nci Gruplar da, 3’ncü Grup Komutanı Yusuf İzzet Paşa'nın emrinde olarak, sabahın ilk saatlerinde gösteri taarruzlarına başladılar. Fakat bu taarruzlar, 1’nci Yunan Kolordusunun 1’nci Tümeni ve onu destekleyen 2’nci Kolordu birlikleri karşısında fazla ilerleyemedi. İki taraf da karşılıklı taarruzlarla akşamı buldular. Albay Fahrettin komutasındaki 5’nci Süvari Grubu, dün gece 2’nci Yunan Kolordusu’nun yan ve gerilerine kadar sokularak Mangaldağı ve çevresini ele geçirmesine rağmen bugünkü harekâta katılamamış ve yarınki taarruz için hazırlanmakla yetinmişti. Sakarya Meydan Muharebesi’nin ilk günü kaybedilen, uğruna bunca insanın ölüp toprağına gömüldüğü meşhur Mangaldağı'nın, yirmi gün sonra bir gece vakti Türk süvarileri tarafından böyle sessiz sedasız tekrar ele geçirilmesi insana bir tuhaf görünüyordu. Bu yirmi günlük sürede, köprülerin altından bir hayli suyun aktığı belliydi. Ve Mangaldağı şimdi, bir zamanlar Haymana önlerine kadar ilerleyen cephenin hemen hemen yirmi beş kilometre kadar gerilerinde kalmıştı. Yani Türkler bu kesimde, yirmi günde yirmibeş kilometre gerilemişler demekti. Yunan Ordusu her ne kadar emri uygulayamamış, yani 3’ncü Kolordu savunurken diğer iki kolordu ile Türklerin yanına doğru bir taarruzu gerçekleştirememiş ise de bugün ilk defa başlayan büyük çaplı Türk taarruzları karşısında mevziin en kuzey ucundaki Duatepenin kaybı sayılmazsa direnmiş ve 1’nci Kolordunun bazı birlikleriyle karşı taarruzlar da yaparak mevzilerini korumuştu. Yani Yunan Ordusu, bugünkü tehlikeyi yine de ucuz atlatmış sayılabilirdi. Ama sadece Duatepe'nin kaybı dahi, Papoulas karargâhında alarm zillerinin çalması için yetip de artmıştı bile.
Yunan Ordusunun Sakarya gerisine emniyetle çekilebilmesi için Duatepe batısındaki Beylikköprü'den Kavuncuköprüsü ve Beşköprü'ye kadar olan köprü ve geçitlerin kesinlikle elde bulundurulması lâzımdı. Şayet Duatepe'den sonra Türkler Beylik köprüyü de ele geçirirlerse, çekilme büyük bir tehlikeye girer ve bütün Yunan Ordusunun Eskişehir ana ikmal yolundan uzağa atılarak imhası gibi feci bir durum meydana gelebilirdi. Devam edecek.
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.