Yusuf Yılmaz

yusufyilmaz@haymana.com
Yazarın sitemizde "101" adet yazısı bulunmaktadır. Eklenme Tarihi: 21/12/2018 146 kez okundu.

Neden Hep Müslümanlar Zulüm Görüyor, Katlediliyor

Genellikle neden hep Müslümanlar öldürülüyor sorusu soruluyor. Bir Hıristiyan, bir Yahudi öldürüldüğünde dünya ayağa kalkıyor. Ama İslam topraklarında her yıl on binlerce Müslüman öldürülüyor, kimse kılını kıpırdatmıyor, sineler duyarsızlaşıyor.

 

Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Dağlık Karabağ’da, 1990’lı yıllarda Bosna’da, O.A Cumhuriyeti ve Afrika’da Müslümanlar öldürülüyor. Kâfir ülkelerin işgal ettiği ülkeler dışında, Müslüman olarak adı ülkelerde de Müslümanlar, Mısır’da ve Türki Cumhuriyetlerinde ve başka ülkelerde olduğu gibi, kendi yöneticileri olan kâfirler tarafından, zulme uğruyor, katlediliyor. Ancak Müslümanlar bu konuları sorgulamıyorlar.

 

Dünyanın her tarafında Müslümanları ayrıştırıp parçalara bölen nedir? Müslümanların katledilmesinin esas nedeni nedir? Başlıca nedeni, Müslümanların başında bir otorite bulunmaması nedeniyle birlik olamamalarıdır. Ali İmran 103. Ayetinde belirtildiği gibi Allah’ın ipi olan Kur’an’a yeteri kadar sarılmadıklarından, dolayısıyla İslam’ı yaşamadıklarından kaynaklanıyor. Böyle olunca da Yüce Allah, Müslümanlara her türlü zilleti (zulüm, tecavüz, sürgün, işkence, katliam ) v. s. yaşatıyor.

 

Bunun örneğini yakın zamanda Afganistan’da gördük. 1979 yılında, zamanın süper gücü denilen SSCB’nin Afganistan’a saldırması sonucu Müslümanlar Tevhid’e (Kur’an’a) sarılarak SSCB’ni rezil bir şekilde mağlup etmişlerdir. Ancak Peştunlar, Tacikler, Hazaralar, Aymaklar, Türkmenler, Özbekler, Kırgızlar ve Beluçilerin arasında, Kur’an’a aykırı bir şekilde ırkçılık hastalıkları nüksedince, Yüce Allah onlara musibet verdi ve emperyalist kâfir Amerika’nın işgaline uğradılar, zelil duruma düştüler.

 

İkincisi, Müslümanlar arasında mezhepçilik, cemaatçilik ve tarikatçılık gibi İslam dışı bölünmelerin yol açtığı kardeşlik bağlarını zayıflatmış, Rum Süresi 32. Ayetinde belirtilen “O dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılanlardan (olmayın). Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.” Ayetine aykırı olarak her grup sadece kendi cemaatini Müslüman olarak görme hastalığına tutulmuş, diğer Müslümanları dışlamışlar ve böylece tefrika fitnesinin ortamını hazırlamışlardır. 

 

Bürokrasiyi iyi tanıyan biri olarak, bu cemaatlerin bürokraside en büyük bölücülüğü ve ayrımcılığı yaptıklarını, ellerine fırsat geçince diğer Müslümanlara hayat hakkı tanımadıklarını gördük. Bunun en canlı örneğini Fethullahçılar’da gördük. O kadar alçak ve cüretli idiler ki, temizlik elemanı ve yemekhanedeki garson ve bulaşıkçılar dahi, Fetöcü değiller diye yerlerinden sürülmüşler, işten atılmışlardır. Kurumların başındaki genel müdür ve daire başkanı olacak kuklalar da bu duruma müdahale etmemişlerdir. Şimdi onların yerini alan başka bir cemaat grubunda aynı rezaletleri görmekteyiz. Ancak onların bu kadar pervasızlaşmalarına neden olan, onlara bu cüreti veren siyasilerdir. 3 tane oy hesabı ile halkın haklarını gasp edip, bu cemaatlere vermişlerdir. Halkın sırtından palazlanmışlardır. Yetmedi, bağış ve kurban derisi toplama, dilenciliği yaparak halkı sömürmüşlerdir.

 

Şimdi bu cemaatlere “gelin Allah’ın kitabında Tevhidi bir duruş sergileyelim, birlik olalım, tefrikaya sebep olmayın” deseniz, aksine onlar sizi tefrika yapmakla suçlarlar.

 

Kendi ülkende birliği sağlayamadıktan sonra dünyada asla sağlayamazsın. Sonra Batı’nın (özellikle Amerika’nın) ve İsrail’in uşağı olan Müslüman ülkelerin yöneticilerini nereye koyacağız? Onlar o koltuklarda olduğu sürece ne İslam Birliği kurulur, ne de Müslümanlar bir vücudun azaları gibi olurlar.

 

İslam ülkelerindeki yeraltı ve yerüstü kaynakları, özellikle de Allah’ın bir ni’meti olan petrolü batılı kâfirlere peşkeş çeken şu tasmalı Arap yöneticilerini nereye koyacağız? Katar hariç, Filistin’i destekliyor görünüp, el altından İsrail’e her türlü lojistik desteği veren, Suudi yöneticiler başta olmak üzere çoğu gizli ve açıktan Yahudi olan Arap yöneticilerdir. Onlar o koltuklarında oturdukları müddetçe Müslümanlar hep eza, cefa, açlık, tecavüz, işkence, soykırım ve katliam yaşayacaklardır.  Suudi Amerika’nın başındaki Suudlar, sadece Hac Organizasyonu ile dünya Müslümanlarını sömürmesi ve İsrail ile Amerika’ya para yardımı yapması buna en güzel örnektir.

 

Diken üstünde olan dünyaya huzur getirilmesinin tek çaresi; Müslümanların Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılıp onun ilahi emirleri doğrultusunda yaşamaları, bunun doğrultusunda da birlik olmaları ve İslam Birliğinin kurulmasıdır. Müslümanlar arasındaki kardeşliği tesis etmenin yolu ancak böyle sağlanır. Ayrıca, siyasi görüş ayrılıklarını, cemaat, tarikat, grup, hizip ve fırkaları bir kenara bırakıp, Allah’ın ipine sarılıp, birbirimize sarılıp, kenetlenmemiz gerekmektedir. Aksi halde Sarı Öküz hesabı emperyalist batılılar, Müslüman ülkelerini sıra ile yutacaklardır. Gaflet uykusundan uyanmalıyız. Aramızdaki tefrikayı, ayrıştırmayı, gruplaşmayı, sevgisizliği, mezhep çatışmalarını bir kenara atıp, Allah’ın indirdiği dinde birleşelim. Uydurulan dinde değil. Ancak o zaman Müslümanlar huzur bulur. Bu da ancak Allah’ın emirlerine sarılmakla olur.

 

Allah’ı bir, kitabı bir, Peygamberi bir olan dinin içerisinde bunca tefrika ve ayrılığın olması ve bu batıl tefrikanın Müslümanları parçalara ayırması iyi alamet değil, kötü sonuçların habercisidir. Birlik ve beraberlik için çalışmak, her Müslümanın birincil görevidir. Selam ve dua ile.


Yorum Yapın
500

Bu yazıya toplam 1 yorum yapıldı.
  • Başlık : Cemaatleşme farzdır 21/12/2018 21:41:25
    Gönderen : Ramazan Yılmaz
    CEMAATLEŞME FARZDIR  Müslümanların bir araya gelip cemaatleşmeleri, farz olan imani bir zorunluluktur. Yüce Allah (cc), Tevhidi esaslara iman eden Müslümanların, mutlaka birleşmelerini, İslâmi kardeşlik, velayet ve sırdaşlık hukukunu oluşturmalarını emretmekte ve kurtuluşun ancak bunda olduğunu bildirmektedir.