Uğur KOCA

Yazarın sitemizde "432" adet yazısı bulunmaktadır. Eklenme Tarihi: 13/01/2026 489 kez okundu.

NAZLICAN'ın Yolculuğu...

Günahınla gülümsüyorum ayrılıklara sevdaların! Terk edişler suskun sokaklarında ve mağrur bir gerçek, tek suçlu söylevlerinle! Firari olmuş gönlün bir sen duy seslenişlerimdeki ağıtları! Tuttuğun dilekler prangalarca özgür güncede! Şimşek ile Bulutun arkadaşlığı benimkisi! Doğduğun topraklara uzak olmak seninkisi! Kapasada Güneşi dirhem dirhem Bulut, umut etmenin ötesi seninkisi! Suskun bir ölünün firari güncesinde kaybolma telaşı seninkisi! İnat etmek ile yalnızlığa yürüme arası bir çaba seninkisi! Yaşamı göz yaşlarında gizlemek çığlığı seninkisi! Her sabah güne gülümsemek dünün telaşı peşinde olsa da seninkisi! Yine yeniden uzanmak kendi gölgenle beraber umuda seninkisi! Ölüme çeyrek kala yol arkadaşıma umut vermek seninkisi! Dönüşü olmayan karanlığa meydan okuma hevesi besbelli seninkisi! Unutmak gayretinde anılara sarılabilme sevdası seninkisi! Birgün kapında bekliyor olacak Onca zaman vurdum duymazlığın! Hoşgörüden uzak sabrın. Yetiştiremediğin bahar sana soracak belli ki; "Aradığını söylediğin sevgi,Öksüz ve Yetim idi seninle! Sahip çıkamadığın verimli topraklar, Şimdi bereketsiz ve yorgun!" Sen duymadığına inandırdıkça gönlünü, Piç sevdalar geçitinde tükeneceksin! Zorlama hiç bırak geçsin aşkların; Gerektiğinde sensiz ve çabasız! Hoş karşıla serzenişleri Çünkü Vedasındasın zamanının... Birgün bu son olmalı!" dedi kendine ve tüm hayvanlar özgürleşti içinde... Savruluyorken rüzgârın inadına tersine düş kurmak kimin ihtimalinde? Susuyordu çiçekler ilkbaharın erdeminde ve soysuz sayılabilecek bir imge düştü sızı sızı içine! Yaslı gece kendi içinde ve mağrur bir çığlık peşinde arsızca her deminde! Denizin sesi sahip ararken boğazın derinliklerinde ansızın bir Sezen vurdu taa Boğaz içine! Şişelerce feryat feryat sarhoş güncesinde söylesene kim bu serzeniştte ihtimalsiz umut penceresinde? Kuşlar evet kuşlar taşır belki cevaplanmayan sualleri ve bir bakmışsın ki Leylekler tükenmiş gökyüzünde! İçinde bir huuş yoksunluğu ve sen halen öksüzsün kendi güncende! Yolculuyor muşsun duymuşum ki artık zamanlarını, o an işte o an kelebekler düşmüş gönlüne! Yankılanıyor karşı kıyılarda sesin sahipsizce ve öyle ki martılar beklermiş gece karanlığında düşlerini! Sahipsiz bellemişler bir kere sen yalnızlığını yoksunluğun oysa ne kalabalık kendi içselliğinde! Sövüyorsun ya hergün hergün usanmazlığınla güne yük olanlara inanasın ki nasıl özlemliyorum sen yolunu! Sonra anlatıyorlar kendi güncelerine ulaşılamayan sen olunca yaşadıklarını ve işaret üzerine mıh olmuş çakılmış inadına! Yük, demiş işte yolun acısını bilen, yük demiş insan insana! Son dediğin ne ola ki; bir eşeğin heybesinde gizlenen aşut mu yoksa? Nenem sözü aşut; pişmanlığınla övünürken küçülen eşşek işte! Sesler çoğalırken gece yaslanır gönlüme ve bir sen düştün işte köpek öldürenimin içine! Masa esastan kırık besbelli de üstüne yasladığım anılar taşır gücenmezliğimde! Bedenim uzak bu ara çook uzak hislerime ancak içimde koca bir umut gün dönümünle ömrüme. Şimdi yine sesim sesler içinde yaban bilirim bilmesine de yine de kelimelerim uçurtma kuyruğu neşesinde gökyüzünde. Bırakayım tüm cümleleri uzasıın gitsin sayfalarca öksüzlüğüne....

Yorum Yapın
500

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.