Uğur KOCA

Yazarın sitemizde "270" adet yazısı bulunmaktadır. Eklenme Tarihi: 26/07/2026 165 kez okundu.

SEVGİLİ BÜYÜKANNEM...

Sevgili Büyükannem; Dün gece rüyamda sen, ben ve leylekleri gördüm. Özleşmiş gönlüm sen yokluğunla. Katmer katmer açan o güzel gamzelerinden öptüm koklaya koklaya, ne çok özlemişim ben seni. Cimcime yanından yokuş aşağı tornetle kayaaa kaya bahçeye gelir sonrasında da beni görmeni beklerdim çünkü iki sokak firari idim anneme. Küçücükten ama sende Büyükanne daha ben ilkokul birdeyken nerdeyse aynı boydaydık senle. Kocaman sarılır bostanların içindeki tospaların yanına bırakırdın beni, ne çok severdim birbirine tos yapmalarını. Sevgili Büyükannem; Cuma günleri erkenden hamama götürürdün bizi. Mintanına tutuşur üç beş torunun neşe içinde Cimcimeye orası dolu ise uyuz hamamına götürürdün cümbürcemaat hepimizi. Sonrası pazara mutlak uğrardık; önde sen, annemgiller, teyzem, yengemler hep beraber çürükçü Omar eniştemin tezgahına gider, kuru üzüm, leblebi ve neye ihtiyaç varsa alırdın. Küçücük boyun olabilirdi ama benim büyükannemin goccamaaan yüreği vardı. Bahçede ocağı yakar hepimiz için tandır dürümleri hazırlar; " Sık kulak sık kulak Uğur'un ağzına düş kulak derdin." Sevgili Büyükannem; Zaman zaman içindeee develer pazar yerinde kaldı ve artık unutuyorum hayalini. Herkesler göçtü gitti be büyükanne. Dayım, Teyzelerim, Yengem ve herkesler işte. Uzaklaştık sen olan hayallerden. Tanımıyoruz artık birbirimizi. Paylaşmıyoruz lokmaları; sık kulak diyerek. Küstük önce bedenlerimize sonrası gönüllerimize. Uzaklaştık işte... "İnsan olabilmek acıları hissetmek" demiştin... "İnsan olabilme mücadelesine giriyorsan gönlün ölü topraklara göç etmiştir." Demiştin... Yalnızlaştıkça uzanıyorum ve gözlerim kapalı seni düşlüyorum Büyükannem. İyi insanlar göç etti uzaklara biliyorum. Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak bunuda biliyorum. İnsan kendine yaban iken nasıl sevebilir değil mi başkasını büyükannem? Mevsimler karıştı birbirine. Güneş sanki yüzünü çeviriyor başka yöne! Gökyüzünde yıldızlar seyirmiyor artık büyükannem. Şarkılardaki gibi kirletti her büyüyen dünyayı. Doğa ölüyor çırpına çırpına ve biz akıllı binalar içinde öldürüyoruz tüm hislerimizi. Bir zaman sonra eksileceğiz yaşamın içinden ve siyah kaplayacak tüm beyaz sayfaları. Büyükannem kandırıyoruz biz bizi! Yalan yaşamları yaşıyoruz yarından ödünç alarak. Çocuklarımızı unutuyoruz yarınlarda! Sen dünden uzatsan elini, çekip çekip alsan ya bebelerini! Üşüyorsun! Haklısın besbelli... Duyguların yolunda eksiliyor sen her insana gülümsediğinde! Düşünüyorsun en çok da irin kalabalık zamanlarda! Tükeniyordu insan kendi kavgalarında! Bir an geliyor dinleniyorsun yeni yolculuklarınla! Sis sarıyor sokakları ve meyhanelerden sesler eksiliyor! Bir başka dünyalar çekiyor içine insafsızca... Zayıf düşüyorsun kendi fırtınaların sonrası! Gerçekler gizleniyor birer birer gönlünün odalarında! Yürüyorsun sonra gölgen peşi sıra hükümlü! Oturuyor ve gülümsüyorsun geç karşılaşmalarına! Bir ses esir alıyor aşkları ve yankılanıyor hisler koridorunda kayıp sevdaların çaresizlikleri! Sen yürüdükçe ayaklarının altında toprak eksiliyor! Acıyor yüreğin değmeyecek yolculuklar için sarf ettiğin zamanlara... Odalar içinde ağıtlarca gülüşler! Kendi hayatından ne zaman terk edildiğin düşüyor aklına ve bir damla gözyaşı eksiliyor anılarından! Oysa inanmışlığınla sevmiştin ilk zamanlarında kendini! Aynalar kırılmış hayatlardan! Unutuyorsun bir zaman ve uzaklarda bir Çingene Çadırından türkü getiriyor rüzgâr... Geri dönsün istiyorsun tüm hislerin! Vazgeçmek zor... Saklanıyor anılar oysa ölmüyor yaşananlar! Özlüyorsun ve sarılmak istiyorsun sadece kendine! Unutmak istiyorken, uzaklardan rüzgârın getirdiği türküdeki çiçekler yüzüne düşüyor ve özlem özlem ağlıyorsun bugün! İstiyor muydun geri dönüşleri? Vazgeçmeyeceğini ve kavuşacağını hissettirmişti gözyaşları... Zaman öğretisi ile nakış nakış işlememiş miydi gönlüne sevdalarını? Bir merhaba nidasında çığlığım yükselir son vedasına baharımın...

Yorum Yapın
500

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.